Erciyes Grup
Doğu ve Güneydoğu devlete müteşekkir
Fernas İnşaat Genel Koordinatörü Mehmet Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu'ya yapılan devlet yatırımlarından dolayı Doğu ve Güneydoğu halkının devlete müteşekkir olduğunu söyledi.
MEHMET SAFA CANAT - HASAN CANAT / İSTANBUL

Öncelikle bize kendinizi ve firmanızı tanıtır mısınız?

Adım Mehmet Karadeniz. İnşaat mühendisiyim. Fernas İnşaat’ta 5 yıldır koordinatörlük yapıyorum, sulama projeleri ile ilgileniyorum. Fernas İnşaat’ın en önemli projelerinden biri Batman’daki sulama projeleridir. Batman Sağ Sahil Sulaması ve Batman Sol Sahil Sulaması olmak üzere 2 tane projemiz var. Batman Sol Sahil Sulaması, 1993 yılında ihale edilmiş. Bu projenin su kaynağı Batman Barajı’dır. Batman Barajı daha önce tamamlanmış ve barajdan enerji üretiliyor. Enerjinin yanında sulama da yapılması için böyle bir proje düşünülmüş. Baraj hem enerji üretecek, hem de bu proje sayesinde Batman ve Diyarbakır Ovası’nın 36 bin 500 hektarlık sulama alanını sulayacak.

DSİ ÇİFTÇİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRÜYOR

Batman Sağ Sahil ve Sol Sahil Sulaması projeleri ne zaman bitecek ve bittiği zaman bölge halkına ne tür faydalar sağlayacak?

Önceki yıllarda Türkiye’nin birçok yerinde ödeneği planlanmamış birçok proje ihale edilmiş. Batman’daki sulama projelerimiz de ödenek yetersizliğinden dolayı 1993 yılından bu yana yapımına devam edilen bir projedir. Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu Bey, DSİ Genel Müdürü olduğu zaman sürüncemede kalmış yüzde 70 seviyesindeki işlerin ve daha sonra yüzde 50 seviyesindeki işlerin öncelikli olarak bitirilmesi talimatını verdi. Böylece Türkiye’de yıllarca bitirilememiş projeler bitti. Bizim Batman’daki sulama projelerimizden Sol Sahil Sulaması 2012, Sağ Sahil Sulaması 2013 yılında bitecek. Batman Ovaları birinci sınıf tarım arazilerine sahip olmakla birlikte her türlü bitkinin yetiştirilebileceği ovalardır. O yörede susuz tarım yapılmaktaydı ve çiftçiler aile büyüklerinden öğrendikleri gibi sadece arpa ve buğday ekerek kıt kanaat geçiniyordu. Şu an yavaş yavaş sulama tesislerini faaliyete geçiriyoruz. Sulamalı sisteme geçildiği için suyu gören vatandaşlar çocuklar gibi seviniyorlar, tarlalarına çeşitli ürünler ekiyorlar, ziraat mühendisleri tarafından sulama konusunda eğitiliyorlar. Hangi ürünün, nerede ve ne kadar yetiştirileceğine dair tarımsal araştırmalar devam ediyor. Vatandaşlar hızlı bir şekilde bilinçlendiriyor. Kısacası DSİ çiftçinin yüzünü güldürüyor.

MİLLİ GELİRDEKİ DENGE TERÖRÜN SONU OLUR

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yapılan devlet yatırımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğu ve Güneydoğu ve Anadolu Bölgesi’ne yapılan yatırımların etkisini görmek için bizzat o bölgeye gidilmesini çok istiyoruz. Ben Diyarbakır Kralkızı Cazibe Sulaması projeleri ihale sürecinde iken etüt çalışmaları için bölgeyi geziyordum. Bölgedeki bazı vatandaşlar; ‘Burada ne geziyorsunuz?’ diyordu. Ben de ‘Buraya sulama kanalı yapılacak, ihale var, inceleme yapıyorum, ona göre ihalede teklif vereceğim’ dediğimde vatandaşlar ‘Yahu ne ihalesi, buraya sulama kanalı mı yapılacak?’ diye hayret edercesine sorular soruyorlardı. Şimdi o vatandaşların evlerinin önünden devasa sulama kanalları geçiyor. Hayal bile edemeyecekleri yatırımları devlet onların ayağına kadar getirdi. Terör zaten o vatandaşları usandırmış, belki yokluk da ona bir taban oluşturuyordu. Vatandaşlar şu an gerçekten devlete teşekkür ediyor, dua ediyor. O bölgede yaşayan vatandaşlar böyle imkânlara sahip olursa, evine ekmek götürebilirse davranışları ve hayata bakış açıları da değişir. Türkiye’nin diğer bölgelerinde olduğu gibi Doğu ve Güneydoğu’da da milli gelir dengesi sağlanırsa bu terörün sonu olur.

HES KONUSUNDA ÇEVRECİLER ART NİYETLİ

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın HES projeleri ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Ben uzun yıllar DSİ’de baraj, sulama, taşkın koruma ve HES gibi belli başlı projelerin planlamasında görev yaptım. Türkiye’nin bütün sularını enerjiye çevirdiğimizde yılda 160 milyar KWH enerji üretilebilir. HES’lerden üretilen enerji yaklaşık 62.000 milyar KWH olup yüzde 61’i hala boşa akıyor demektir. Şu anda Türkiye’nin yıllık tükettiği enerji 210 Milyar KWH tır. Bu enerji ihtiyacı her yıl yaklaşık yüzde 8 ila yüzde 10 oranında doğru orantılı olarak artıyor. Hızla sanayileştiğimizde bu daha da artacak. Peki ucuz, temiz ve çevreci enerjiyi nereden elde edeceğiz? Akan sularımızın kimseye bir zararı yok. Ben baraj yapıyorum, suyu depoluyorum, o suyu hem sulamaya veriyorum, hem de eteğinde enerjiye çevirip suyu tekrar yatağına bırakıyorum. Suyun yüksekten akışına göre enerji üretiliyor. Daha yüksekten akan sudan daha fazla enerji üretilir. Bu yüzden mühendisler de sürekli fizibilite çalışmaları yaparlar. HES projelerine karşı acımasızca eleştiri yapan insanların evinde bir gün elektrik kesilse ‘Nerde bu devlet’ diye ortalığı birbirine katarlar. Enerji bu denli önemli bir konudur. Bizim köyümüzde elektrik yokken gaz yağı kullanırdık. Gaz yağı bitince çıraları yakarak aydınlanmaya çalışırdık. Bunu da maalesef yaşamayan bilemez. Biz su zengini bir ülke değiliz ama mevcut su kaynaklarımızı bir an önce enerjiye çevirmemiz gerekiyor. Avrupa ve Amerika bunu 100 yıl önce düşünmüş, planlamış ve uygulamış. Biz daha yeni uygulamaya geçtik. Çünkü ileriyi düşünen, sağduyulu bir hükümetimiz var. Önceden bu planlamaları yapmaya imkân da yoktu. HES projelerine itiraz edenler sadece HES’lere itiraz etmekle yetinmiyor, diğer enerji santralleri olan Termik Enerji Santalleri ve Nükleer Enerji Santralleri’ne de itiraz ediyor. Ben burada maalesef samimiyet aramıyorum, art niyet arıyorum, pis siyaset olduğunu düşünüyorum. Benim ülkemin enerjiye ihtiyacı var. Çevreci olduğunu iddia eden insanlar çevrelerinden bihaber her şeye itiraz ediyorlar. Ben o çevrecilerin çevreci olduğundan şüpheliyim.

UYARI: YUKARIDAKİ RÖPORTAJ SADECE MEDYA ÇALIŞMASIDIR. ERCİYES GRUP OLARAK BU ŞİRKETLE HİÇBİR TİCARİ BAĞIMIZ YOKTUR.