Erciyes Grup
DSİ ekonomiye can veriyor
İnelsan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Çiftçi, Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu'nun 2002 yılında DSİ Genel Müdürü olduktan sonra DSİ'nin açık, şeffaf, rekabetçi ve ödenek problemi olmayan bir kurum olduğunu söyledi.
MEHMET SAFA CANAT - HASAN CANAT / İSTANBUL

Öncelikle bize kendinizi ve firmanızı tanıtır mısınız?

Adım Mithat Çiftçi. 1970 Van doğumluyum. İnşaat mühendisiyim. İnelsan İnşaat olarak Türkiye’nin çeşitli yerlerinde devlet taahhüt işleri yapıyoruz. Ağırlıklı olarak DSİ ile çalışıyoruz. DSİ’nin Adana, Van ve Diyarbakır bölgelerinde sulama ağırlıklı projelerimiz var. Hakkari güvenlik barajı, Muş Karasu Dere Islahı, Kralkızı Cazibe II. ve III. Kısım Sulama Kanalı İnşaatı ve Çankırı Hamzalı Sulaması devam eden belli başlı projelerimizdir.

DSİ’DE ÖDENEK SIKINTISI YOK

Türkiye’de yıllardır kangren hale gelmiş DSİ projelerinin kısa sürede bitirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Orman ve Su İşleri Bakanı Prof Dr. Veysel Eroğlu Bey, 2007 yılında DSİ Genel Müdürü olduğunda DSİ’nin yatırımları büyük bir hız kazandı. Açık, şeffaf ve rekabetçi bir ihale sistemiyle, kimsenin hakkını yedirmeden DSİ projelerinin ihalesini yaptı. Daha önce saunalarda yüzde 1-2 kırımla iş alan müteahhitler vardı. Bizim gibi firmalar DSİ’nin kapısından bile geçemezdi. Prof. Dr. Veysel Eroğlu Bey’in adil ve ahlaklı tutumu sayesinde biz de DSİ ihalelerine girdik. Rekabetçi bir firma olarak yüzde 50-60 gibi tenzilatlarla işler aldık. Düşük tenzilatla aldığımız işler bize çok büyük kazançlar sağlamadı ama büyük tecrübeler kazandırdı. Dolayısıyla biz DSİ’yi 2000 öncesi ve 2000 sonrası diye ikiye ayırıyoruz. 2000 yılından önce DSİ’de ödenekler yoktu, projeler ölüydü, tenzilatlar azdı ve işler davetiye usulüyle el altından veriliyordu. 2000 sonrasında ise DSİ’de içler açık ve şeffaf, tenzilatlar yüksek, ödenekler bol ve ödemeler peşin olarak yapılıyordu. Yani işi alıyoruz, makine parkımızı kuruyoruz, işe başlıyoruz ve ödenekler düzenli olarak peşin bir şekilde ödeniyor. Yüklenici firmalar olarak yüzde 5 ila 15 arası kar yapıyoruz ama işler zamanında bitirilip teslim ediliyor. DSİ bu anlamda gerçek ruhunu yakaladı.

ARAZİ TOPLULAŞTIRMADA BÜROKRATİK SIKINTILAR VAR

Tarım reformu kapsamında yapılan toprak toplulaştırma çalışmaları hakkında neler söylemek istersiniz?

DSİ’nin en büyük sıkıntısı toprak toplulaştırmadır. Son yıllarda Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından tarımsal arazilerin daha verimli ve daha düzenli kullanılması için yapılan toprak toplulaştırma çalışmaları DSİ’nin hızına yetişemiyor. Prosedürler çok uzun ve Türkiye’deki miras kanunundan dolayı araziler parçalanmış. Tarım arazilerini toplulaştırmak için varislerin hepsi bulunmaya çalışılıyor ve anlaşma sağlanarak varislerin yeni düzenlenen tarım arazilerindeki hakları ve yerleri belirleniyor. Bu işlemlerin yapılması maalesef çok zaman alıyor. Biz de bu gecikmeler neticesinde projenin inşaatına başlamak için araziye giremiyoruz ve işimizi zamanında bitirip teslim edemiyoruz. Haliyle projelerin bitiş süresi uzuyor. Fakat kamulaştırma sorunlarının çözüldüğü projelerde çok hızlı bir şekilde projemizi inşa ediyoruz. Mesela bizim projelerimizden Kralkızı Cazibe III. Kısım İnşaatı’nın yapım süresi 230 gündür. Normalde 10 yılda bitirilecek projeyi biz 230 günde inşa edeceğiz. Bu da DSİ’nin hızının ve başarısının bir göstergesidir. Suyu kontrol edebilen uygarlıklar her zaman büyük gelişme sağlamıştır.

KONTROLSÜZ HES VAHŞET DEMEKTİR

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın HES projeleri ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Enerji dünyadaki bütün ülkeler için en önemli unsurdur. Enerjinin bir kaynağı da HES’lerdir. Türkiye olarak bizim çok zengin su rezervlerimiz yok. Bu yüzden mevcut su kaynaklarımızı da maksimum düzeyde kullanmak zorundayız. Fakat bunu yaparken doğaya, doğadaki canlılara ve insanlara asla zarar verilmemelidir. Türkiye’de önceki yıllarda bence bilinçsiz bir şekilde yapılan bazı HES projelerinin önyargı oluşturduğunu düşünüyorum. Ben Brezilya’da dünyanın en büyük barajını ziyaret etmiştim. Orada edindiğim izlenim şuydu. Baraj inşa edilmeden bütün sosyolojik detaylarını ele alıp, buna göre bir çözüm üreterek baraj inşa etmişler. Aylarca çevre çalışmaları yapmışlar. Avrupa’da ve Amerika’da bunun binlerce örneği var. Biz bu konuda maalesef duyarsız davranıyoruz. Bizim yeni enerji kaynaklarına da, yer altı kaynaklarına da, yollara da, barajlara da, seralara da ihtiyacımız var. Ama bunları yapmaya çalışırken minimum zararla yapmaya çalışalım. Yeni HES’ler inşa edelim, kar edelim ama doğayı katletmeyelim. Açıkçası kontrolsüz HES vahşet demektir. Bu konuda yetkili kurumların bizi eğitmesi gerekir.

KAMU İHALELERİNDE REKABET ÖN PLANDA OLMALI

Kamu ihale sistemi ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Türkiye’deki kamu ihalelerinde rekabet hep göz ardı ediliyor. Çünkü büyük ölçekli firmalar, orta ölçekli ve küçük ölçekli firmaların büyümesini istemiyor. Bir kamu kuruluşunun ihalesine girdiğimizde bizden işin bedelinin yüzde 10’u kadar bankada teminatımızın olmasını ve yeterli sayıda teknik personelimizin olmasını istiyorlar. Buradaki ölçü şudur. Yeterliliği olan her firma ihalelere girebilir. Büyük firmalar yüzde 300 kar marjı ile iş yapabilir. Biz de yüzde 10 kar marjı ile iş yaparız. Yani büyük firmaların Türkiye’nin her yerinde yüzde 200-300 kar marjı ile iş yapmak istemesi etik değildir. Devlet yatırımlarını adil bir şekilde yapar, kimsenin hakkını kimseye yedirmez. Biz şu an ki ihale sisteminden çok memnunuz. Yüksek tenzilatlı işler aldığımız halde işlerimizi zamanında bitirip teslim ediyoruz. Devletimizi, kurumumuzu ve milletimizi mağdur etmiyoruz. Bu yüzden kamu ihalelerinde rekabet her zaman ön planda olmalıdır.

VAN’DAKİ YATIRIMLAR HIZLANDIRILMALI

DSİ’nin Van’a yaptığı yatırımları yeterli buluyor musunuz ve Van’a daha ne tür yatırımlar yapılmasını önerirsiniz?

DSİ’nin Van’da uzun yıllardır ihaleleri olmuyor. Mevcut projeler hızla inşa ediliyor ve bitirilerek halkın hizmetine sunuluyor. Fakat DSİ’nin Van dışındaki diğer bölgelerinde daha çok yatırım oluyor. Van’a yapılacak DSİ yatırımları da hızlı bir şekilde hayata geçirilirse bu da bölge halkının menfaatine olur. Ayrıca Van ve çevresindeki illerde bir baraj veya sulama projesi inşa edilirken devlet yetkililerinin bizzat bölge halkının evlerine veya işyerlerine gidip halka projelerini anlatması gerekiyor. Bölge halkının böyle bir bilinçlenmeye çok ihtiyacı var. Devletin görevi bir baraj veya sulama kanalı inşa etmekle bitmez. Bu anlamda seminerler, belgeseller, öğretici yayınlar yapılabilir. Devletin tarımsal anlamda çok büyük sorumluluğu var.

UYARI: YUKARIDAKİ RÖPORTAJ SADECE MEDYA ÇALIŞMASIDIR. ERCİYES GRUP OLARAK BU ŞİRKETLE HİÇBİR TİCARİ BAĞIMIZ YOKTUR.