Erciyes Grup
Bankalar Doğu-Batı ayrımı yapmamalı
Kaya İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ali İhsan Kaya, Doğu ve Güneydoğu'da inşaat projeleri olan işadamlarının bankaların bölgeyi 'riskli bölge' olarak görmesinden dolayı devlet bankalarından kredi alamadıklarını söyledi.
MEHMET SAFA CANAT - HASAN CANAT / İSTANBUL

1962 yılında Diyarbakır'ın Dicle ilçesinde doğduğunu belirterek sözlerine başlayan Ali İhsan Kaya, "İlk ve orta eğitimimi Diyarbakır'da tamamladım. İnşaat mühendisiyim. 1985 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra aile şirketimizde çalışmaya başladım. O günden bu yana 30 yıldır aile şirketimizde görev yapmaktayım. Ülkemize çok güzel eserler kazandırdık. Güneydoğu'da GAP'ın Şanlıurfa tünellerinden sonra en büyük sulama kanallarını yaptık. Proje başladığında çiçeği burnunda mühendistik. Yıllar sonra Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey'in desteğiyle projemizi bitirdik. Bahsettiğim proje Diyarbakır'da Kralkızı Dicle Cazibe Sulaması projesidir. Toplamda 133 bin hektarlık büyük bir projedir. Yaklaşık 100 binden fazla insan fiili olarak tarlalarda çalışacak. Binlerce insan sadece bu projeden geçimini sağlayabilecek. Gerçek manada hizmet, ülke sevgisi ve insan sevgisi budur. Bunun yanı sıra Türkiye'nin birçok şehrinde üniversite, hastane, içme suyu ve arıtma suyu tesisi yaptık. Ülkemizde halen altyapı eksikliği var. Hükümetimiz altyapı projelerine öncelik tanıdı. Fakat çok eksik olduğu için ödenek olmasına rağmen projeler bitmiyor. Bu hızda devam edilirse önümüzdeki 10 yıl içerisinde, 2023 yılında Doğu ve Güneydoğu'daki şehirlerin de Batı illerinden olan Kocaeli ve Bursa'dan farkı kalmayacak" dedi.

DOĞU VE GÜNEYDOĞU YATIRIM BÖLGESİ OLDU

Doğu ve Güneydoğu'ya yapılan yatırımların bölge halkına sağladığı faydalardan bahseden Kaya, "Halk yatırımların önemini çok iyi anlıyor. Çünkü bu yatırımlar direkt olarak halkın ekonomisine nüfus ediyor. Bölgede yıllardır kuru tarım yapılmış. Binlerce dönüm arazisi olan belli başlı kişiler 5-10 tane traktör ve 2 tane biçerdöver ile tarlaları sürüp hasat elde etmeye çalışıyordu. Sulu tarım imkânı sağlayan 10 bin dönümlük bir tarım arazisinde en az 1000 kişi çalıştırmak zorundasınız. Bölgede binlerce kişinin çalışması yediden yetmişe herkesi etkiliyor. Sulu tarımın faydası aynı zamanda bir resmiyet kazanıyor. Mesela çiftçi sulu tarımla ektiği domates ve biberi sebze halinde satabiliyor veya yurtdışına ihraç edebiliyor. Bu şekilde ülke ekonomisine de katma değer sağlanıyor. GAP denilince herkesin aklına Şanlıurfa gelir. Şanlıurfa, GAP kapsamındaki projelerinin yarısını bitirdi. Ancak Diyarbakır henüz Şanlıurfa ile aynı seviyede değil. Mesela Diyarbakır'daki Silvan Projesi, toplam 360 bin hektarlık sulama alanı ile Türkiye'nin en büyük sulama projesidir. Silvan Projesi bittiği zaman en az 300 bin insan bizzat tarım arazilerinde çalışacak. Belki de Suriye'den ve Irak'tan o bölgede tarım işçisi olarak çalışmak için gelenler olabilir. Bu da bizim için bir iftihar vesilesi olacak. Umut ediyoruz ki, bu projeler en kısa sürede biter ve Güneydoğu'daki kardeş kavgası ve terör belası da son bulur. Doğu ve Güneydoğu, son yıllarda devlet tarafından ihmal edilen değil, yatırım bölgesi olan bir bölge haline geldi. Gerçekten bu dönemde çok güzel yatırımlar oldu, yıllardır bitirilmeyen projeler tamamlandı. Bu yatırımlar boşa gitmiyor, ülkeye ve millete yönelik büyük faydaları oluyor" diye konuştu.

FAİZLER YATIRIMA ENGEL OLUYOR

Doğu ve Güneydoğu'ya yapılan yatırımlarda karşılaştıkları sıkıntılara da değinen Kaya, "Biz ülkemizin sevdalısıyız. Ülkemizin okullarında eğitim gördük, ülkemizin ekmeğini yedik. Biz doğup büyüdüğümüz şehirlerimize de yatırım yapabilmeliyiz. Özellikle son zamanlarda bankalar nezdinde büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bölge riskli bölge olarak görülüyor. Biz şu anda Yap-İşlet-Devret modeli ile Bingöl, Muş, Bitlis ve Tatvan'ın doğalgaz hattını inşa ediyoruz ve bir yandan da doğalgaz dağıtımını yapıyoruz. Muş, Bitlis ve Tatvan'ın doğalgaz hattı tamamlandı ve doğalgaz dağıtımı başladı. Bingöl'de de ana hat çalışmalarımız bitti ama şebeke çalışmalarımız yavaşladı. Tabir-i caizse durakladık. Çünkü bugüne kadar tamamen öz kaynaklarımızla işlerimizi yaptık. Ancak bugün tıkanma noktasına geldik. Bizimle beraber en az 20 yıllık tecrübeye sahip 4 firma ile birlikte ortak çalışıyoruz. Bilhassa devlet bankalarından kredi alamıyoruz. Bize bölgenin riskli bölge olduğu söyleniyor. Eğer bölgede bir risk varsa, 'biz neden bu yatırımları yaptık?' diye kendimize soruyoruz. Biz öz sermayemizle bölgeye yatırım yapmaktan çekinmiyoruz da, devlet bankaları neden bize kredi vermeye çekiniyor? Yüzde 75 öz sermayemizle yatırım yaptığımız projemizde temlik ve ipotek vermemize rağmen devlet bankalarından yüzde 25 kredi alamaz hale geldik. Dünyanın birçok ülkesinde bunun tam tersi olur. Yüzde 25 öz sermayeye karşılık yüzde 75 kredi verilebiliyor. Biz taahhüt ettiğimiz projelerimizi elimizden gelen fedakârlığı yaparak bitirmeye çalışıyoruz. Doğu ve Güneydoğu'da yatırımları olan işadamlarının şu an yaşadığı en büyük sıkıntı budur. Bu konuda devlet büyüklerimizden bir çözüm bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey, faizlerin düşürülmesi hususunda çok önemli açıklamalar yapıyor. Gerçekten faizlerin düşürülmesi gerekiyor. Faizler yatırım için çok büyük bir engeldir" dedi.

TASFİYE FİYAT FARKININ ALTERNATİFİ OLAMAZ

Dolar fiyatlarının yükselmesinden dolayı sulama yatırımlarındaki imalat fiyatlarında yüksek fiyat farkları meydana geldiğini belirten Kaya, "Burada önemli olan adaletli olup ülkenin menfaatlerini savunmaktır. Bir işin feshedilmesi asla devletin ve milletin yararına değildir. Bir işin feshedilmesi o işin en az 3 yıl geriye gitmesi demektir. Gerçekten piyasada firmalar yüksek tenzilatlarla işler alıyorlar. Kamu kuruluşlarının bunu tekrar gözden geçirmesi gerekiyor. Bu yüzden 30 yıllık firmalar iflas ediyor. Tefe-tüfe dediğimiz uygulamalar da hakkaniyetli değil. Fiyat farkında hesaplanan malzemelerin birbiriyle alakası yok. Domatesin veya biberin çimento veya demirle bir ilgisi olamaz. İnşaatta demir, çimento ve akaryakıt olmak üzere 3 tane temel girdi vardır. Fiyat farkı hesaplanırken bunların artış oranı baz alınmalıdır. Kamu ihalelerinde eskisi gibi yüksek kar marjı yok. Fakat bugün bir müteahhit hakkıyla yaptığı bir işte az da olsa kâr edebilmelidir" diyerek sözlerini tamamladı.

UYARI: YUKARIDAKİ RÖPORTAJ SADECE MEDYA ÇALIŞMASIDIR. ERCİYES GRUP OLARAK BU ŞİRKETLE HİÇBİR TİCARİ BAĞIMIZ YOKTUR.