Erciyes Grup
Türkiye'de bütün yollar otoyollara bağlanmalı
Makimsan A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Cenk TANGİL, Türkiye'deki yol ağının büyük kısmının hem trafik kazalarının azalması hem de ülke ekonomisine katkı sağlanması için otoyol standartlarında yapılması gerektiğini söyledi.
MEHMET SAFA CANAT - HASAN CANAT / İSTANBUL

40. YILIMIZI KUTLUYORUZ

Öncelikle bize kendinizi ve firmanızı tanıtır mısınız?

Ben Cenk TANGİL. 1971 doğumluyum. Bilkent Üniversitesi mezunuyum. Çocukluğumdan beri şantiyelerde yetişe yetişe bugünlere geldim ve şirketin yönetim kurulu başkanı oldum. Biz burada 2 aileyiz. Makimsan A.Ş. 1969 yılında kurulmuştur. Bu sene 40. yılımızı kutluyoruz. Eylül ayında inşallah bir kutlamamız olacak. İlk karayollarından ayrılan rahmetli babam Özdemir TANGİL ve rahmetli Seyit URAGAN bizden çok önce ayrılan ortağımızla beraber Makimsan A.Ş.’yi kurmuşlar. Şirketimiz ilk olarak asfalt emülsiyonu yapmak amacıyla kurulmuş. Daha sonra sati kaplama işleri yapılmış. Türkiye’nin ilk otomatik asfalt blendini özel şirket olarak biz almışız ve hala da Kırıkkale şantiyesinde durur. Birçok yol ve hava alanı projesini yaptık. Su ve baraj işine girmedik. Biz sadece yol ve hava alanı yaptık. Tarsus’un alt yapısını biz yaptık. Adana İncirlik’in ve Ankara Esenboğa’nın asfaltını ilk olarak biz döktük. NATO’nun birçok hava alanında Diyarbakır, Balıkesir, Malatya Erhaç, Erzurum havaalanları olmak üzere birçok işleri biz yaptık. NATO müteahhidi olarak, Karayollarını Genel Müdürlüğü’nün işlerini yaptık. İlk Ankara Kızılcahamam’dan başlayıp Ankara, Kırıkkale, Erzurum Aşkale, Diyarbakır ve Mersin tarafında, Doğuş Holding’in Edirne, Tekirdağ Kınalı ve Ankara Pozantı tarafının bütün üst yapılarını biz yaptık. Tekfen Holding’in Tarsus adına olan Gaziantep projesinin bütün asfalt işlerini biz yaptık. Şimdiye kadar çok ciddi miktarda yol ve hava alanı iş bitirmemiz var. Makine parkımız buna bağlı olarak hep yol, asfalt, beton üzerine yoğunlaşmış durumdadır. Türkiye’de en fazla asfalt blendi olan firmadan biriyiz. 10 tane asfalt blentimiz var. Buna bağlı olarak birçok yan makinemiz var ve bunun yanında da Makimsan İmalat diye bir firmamız var. Bu firmamızda da asfalt makineleri yan ürünleri üretiyoruz ve distribütörlük yapıyoruz. Asfalt blentlerinin tanklarını, süpürgelerini üretiyoruz ve piyasaya satıyoruz. Kendi ihtiyaçlarımız için kullanıyoruz. Kendini yol ve hava alanı gibi bu tip işlerle profesyonelleştirmeye çalışmış bir firmayız. Bugüne kadar yetiştirdiğimiz birçok eleman oldu ve şirketimizde hep üst düzey ciddi elemanlar çalışmıştır. Bunlardan dolayı da çok mutluyuz.

ANKARA-KIRIKKALE ELMADAĞ GEÇİDİ 2010 YILINDA BİTECEK

Şu an devam eden Ankara-Kırıkkale Elmadağ Geçidi projesini anlatır mısınız?

Ankara-Kırıkkale Elmadağ Geçidi projemizin 11 km’lik Elmadağ ve ölüm rampaları dediğimiz bölümünü coğrafi ve teknik bir sorunla karşılaşmadığımız takdirde Sayın Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN Bey’e verdiğimiz söz doğrultusunda Ramazan ayı sonunda açmayı planlıyoruz. Kalan işlerimizi de 31 Aralık 2010 tarihinde bitirmeyi planladık. Bu proje Ankara-Kırıkkale arasını 2 km kısaltacağı gibi yolun standartları da yükseltilerek ülke ekonomisine olumlu etkisinin tahmin edilenden daha fazla olacağı bir gerçektir.

YURTDIŞINDA UZUN YILLAR ÇALIŞTIK

Yurtdışı çalışmalarınız oldu mu?

Yurtdışı olarak Bulgaristan’da işler yaptık. Moskova’da kısa süreli çalıştık. Alarko’nun Kazakistan’daki Astana Havalimanı’nın üst yapısını komple biz yaptık. Afganistan’da işlerimiz oldu. Kazakistan’da hala ufak tefek projelerle ilgileniyoruz. Kuzey Irak’ta 1-2 proje bitirerek geri döndük. Yine Özbekistan’da Alarko’nun üst yapı işlerinde çalıştık. Türkmenistan’da bir dönem çalıştık ama şu anda yurtdışında işimiz yok. Anlattığım gibi 2001’den sonra toparlanma aşamasındayız. Yurtdışında da bir çok projeyi takip ediyoruz. Yurtdışında tekrar çalışmak istiyoruz. Malum yurtdışında da çalışmanın bazı zorlukları var. Bir ülkeye adapte olmak, bir ülkenin yasalarına adapte olmak zor oluyor. Onlar da iş gücümüzü, iş yapabileceğimizi, yaptığımız daha önceki işleri, makine parkınızı, kurumsal ciddiyetimizi gördüğü zaman birçok engeli aşıyoruz. Yabancı ülkeler Türk müteahhitlerinin bir işi yapabilirliliğine bakarak iş veriyor. Yurtdışında en büyük problem her zaman gündemde olan bankalarla ilgili teminat mektupları problemleridir. Şu anda da yurtdışında belli bir kriz var. Ondan dolayı zaten işler iyice zorlaştı. Eskiden yurtdışında iş yaptığımız zaman Türkiye’deki krizi yurtdışındaki işlerle aşıyorduk. Şimdi dünya global bir krizde olduğu için yurtdışındaki işlerde de çoğunlukla firmaların finans problemleri ile karşılaşıyoruz. O yüzden biz ilk önce ülkede verdiğimiz sözleri yerine getirmeye çalışıyoruz. Tekfen Holding’in Pozantı Otoyolu’nda şu anda üst yapısını da Sayın Başbakanımızın açtığı projemiz devam ediyor. Ankara’da, Ankara’ya hizmet eden bir merkez şantiyemiz var. Fakat biz yol ve havaalanı yapımında kararlıyız. Başka bir sektörde faaliyet göstermeyi düşünmüyoruz.

DEVLET ŞİRKETLERİN DEVAMLILIĞINI SAĞLAYABİLMELİ

Türkiye’deki şirketlerin kurumsallaşamama sorunu hakkında neler söylemek istersiniz?

Ben kurumsallaşmaya sıcak bakıyorum. Her firmanın kendi içerisinde kurumsallaşma yoluna girmesi gerekir. Mesela biz de bir aile şirketiyiz. Sonuçta ortak değiliz ama aile olmuşuz. 1969 yılından bu yana devam eden ortaklıkta biz 2. jenerasyon olarak faaliyet gösteriyoruz. Bu ortaklığı ayakta tutmaya çalışıyoruz. Kurumsallaşmak çok kolay değil. Kurumsallaşmak sırf şirket yönetenlerin anlayışıyla da olmuyor. Kurumsallaşmak şirketlerin yasalarla, kurallarla, şirketlere bakış açısıyla, ihale yönetmeliğiyle hepsiyle birbirine iç içe geçmiş zincirleme bir konudur. Çünkü bizim en büyük sorunlarımızdan biri ihale yasasıdır. Şu anda ihale yasalarında düzenlemeler yapılıyor. Yani kurumsallaşmak için devamlılık lazım. Türkiye’de şirketlerin ihalelere girip uygun fiyatlarla iş alıp, bu işleri yapması yavaş yavaş olur. O yüzden birçok firma hem üst üste gelen ekonomik krizden, hem siyasi istikrarsızlıktan etkileniyor. Bu problemlerin en az yaşandığı ülkelerden biri de Japonya’dır. Japonya’da siyasal, yönetim, nakit ve üretim istikrarı var. Ayrıca şirketlere ayrı bir bakış açısı da var. Ülkemizde zor durumdaki şirketlerin çalışmasını sağlamak için Avrupa’da uygulanan yasalar daha yeni düzenleniyor. Firma ticari bir sıkıntıya girebilir. Fakat baktığınız zaman bir şirketin elinde işler varsa ve çalışıyorsa, eğer devlet bunun devamlılığını sağlarsa bu şirket de yavaş yavaş kurumsallaşma yönüne gitmek zorunda olur. Biz devamlı şantiyelerde büyüdüğümüz için bu kabiliyetimizi 7-8 yaşında kazandık. Şimdiki çocuklar öyle değil. Sonuçta şirketimizin devamlılığını sağlayacak bir kurumsal yapı için şimdiden çalışmalara başladık. Yönetimin yavaş yavaş başka konulara kayması için şirketin ve yönetiminin daha profesyonel olmasına ufak ufak başladık. İnşallah bunun da sonunu getiririz. Tabii ki 40 yıllık verilmiş bir emeğin heba olmasını kimse istemez.

KÖPRÜLERDE EMÜLSİYON KAPLAMAYI İLK BİZ YAPTIK

Türkiye’de yol yapım konusunda ileri düzey teknoloji kullanarak yaptığınız çalışmalarınız var mı?

Türkiye’de köprülerde buzlanmayı önlemek amaçlı yollara yapılan emülsiyon kaplamayı ilk biz yaptık. Makimsan olarak bizim özelliğimiz, rahmetli büyüklerimizin karayolları kökenli olması ve araştırmaya çok önem vermeleridir. Ankara Sincan’da bir araştırmamız var. Türkiye’deki ilk AR-GE çalışması için bir yerimiz var. Türkiye’deki ilk slurry seal uygulamasını biz yaptık. İlk olarak Ankara Gerede’de bunu yaptık. Daha sonra Türkiye’nin çeşitli yerlerinde ufak tefek denemelerle yaptık. En son Bolu’da tünel çıkışında yaptık. Çünkü Bolu Tüneli’nde yağışlı havalarda tünele girildiği zaman tünel kuru ve temiz olduğu için otomatikman sürat biraz artıyor. Tünelden çıkınca birden ıslak yastıklama dediğimiz problemler çok oluyor. Geçen sene bir kat emülsiyon kaplama oraya yaptık. Kış sezonuna geldiği için diğer bir katını da bu yaz ayında Astaldi firması ile birlikte yapacağız. İnşallah Bolu Tüneli’ndeki problemleri bu sene çözeceğiz. Biz bütün makineleri buraya getirdik ve yaptık. Slurry Seal dediğimiz uygulama asfaltın aşınmaması için tabakanın üzerine yapılan korumadır. Dolayısıyla suyu aşağıya almaz. Asfaltın ömrünü uzatır. Sonra modifiye bütünü ile yapılan asfaltlar başladı. Son 6-7 senedir Türkiye’de o uygulamayı da ilk biz yaptık. Pozantı Tekir tarafında ve daha sonra Türkiye’deki bütün işler modifiye asfaltı ile yapılmaya başladı. Bu uygulama rafineriden aldığımız bitümün belli katkılarla modifiye edilerek esas bitümün kalitesini daha da yükseltmektir. Daha sonra taş mastik dediğimiz asfalt kaplamasını yine biz ilk olarak Tekfen Holding’in bölümünde koruma tabakası olarak yapmıştık. Şimdiki ihaleler yavaş yavaş bu taş mastik asfalt sisteminde çıkıyor. Biz bu uygulamayı da Karayolları Genel Müdürlüğü’nde çok konuştuk. Artık Karayolları Genel Müdürlüğü’nde de gerçekten çok ileriye dönük ve gelişmeye yönelik bir bakış açısı var. Karayolları hep yeniliklere açıktır. Dolayısıyla bunları seminerlerle anlatıyoruz. Burada bizim Asfalt Müteahhitleri Derneği’nin de hakkını yememek lazım. Ciddi şekilde bunlarla ilgili araştırmalar yapılıyor. Geçen hafta burada bu taş mastik ile ilgili bir seminer oldu. Artık dünyada ne uygulanıyorsa Türkiye’de de bunları uyguluyoruz. Makinelerimiz yeni ve hiçbir sorunumuz yok. Yurtdışı ile rekabet etme nedenimiz de yok. İşlerimizde bazen teknik problemler oluyor. Bitümün yani petrole gelen ham maddenin bazen menşeli bozuk olmasından dolayı bitümle ilgili problemler oluyor. Bu sorunu hep beraber çözmeye çalışıyoruz. Türkiye’deki otoyollar gerçekten dünya standartlarında otoyollardır. Şu anda yapılan duble yollarda yeniden asfaltlama çalışmaları ile beraber bir kısmı sati kaplama, bir kısmı sıcak asfalt kaplama yapılıyor. Türkiye’de otoyollar çok yakında beklenen standartlara ulaşacak. Mühim olan bütün yolların duble olmasıydı. Şimdi bu konforun arttırılması çalışmaları olacak.

METROPOL ŞEHİRLER OTOYOL AĞI İLE BİRBİRİNE BAĞLANMALI

Türkiye’de yapmayı hayal ettiğiniz bir projeniz var mı?

İmkânım olsa da Türkiye’de bütün büyük limanları veya büyük şehirlerden İstanbul, İzmir ve Antalya’yı otoyola bağlasak diye düşünüyorum. Ülkemizin yol ağının büyük kısmının otoyol standartlarında yapılması taraftarıyız. Böylece öncelikle insanımızın can ve mal güvenliği büyük ölçüde korunmuş olacak, aynı zamanda ülke ekonomisine de çok ciddi katkılar yapacaktır. Bugün baktığımızda gelişmiş ülkelerin yol ağlarının büyük kısmının otoyol olduğunu görürsünüz. Bunun nedeni son 10 yılda 21.000 kişinin öldüğü trafik kazalarının en aza indirilmesidir. Bir savaşta bile bu kadar şehit versek bir ülkeyi alırız. Bunun eğitimle de alakası var ama bizim yollarımız kolay yollardır. Bugün Amerika’da ailelerin arabaları ile yollarda konforlu bir şekilde seyahat ettiğini görüyoruz. Türkiye’de de böyle konforlu seyahat olması hem nakliye hem de seyahat açısından çok uygun olur. Ben de ileride Türkiye’nin otoyollarının yüksek kalitede ve konforlu olmasını istiyorum. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN Bey de buraya iftar yemeğine geldiği zaman bize brifing verirken ‘Kamulaştırma problemi olmayan yerlerde yolları 3 şeritli yapın’ demişti. Yani önceden yapılan fazla yollar gelecek nesil için önem teşkil ediyor. Eski yollarda şeritler o dönemki nüfus ve trafik yoğunluğuna göre düzenlediği için şimdi Karayolları o yollara bir şerit daha eklemek istiyor. Bu da bir maliyet oluşmasına neden oluyor.

YURTDIŞINDA ÇOK BAŞARILIYIZ

Türk müteahhitleri ile dünya müteahhitlerini kıyaslarsanız neler söylemek istersiniz?

Görüyoruz ki dünyada bir tane yapılmayacak iş yok. Yurtdışında Rönesans İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Erman ILICAK Bey’in yaptığı şeyleri gördük. Libya’da ve Cezayir’de yapılan yolları gördük. Türk müteahhitleri olarak gerçekten çok kaliteli işler yapıyoruz. Çünkü bizim işimiz bir işi düzenine uygun bir şekilde yapmaktır. Şu an yurtdışında iş yapan büyük müteahhitlik firmaları var. Birçok müteahhit firma da yurtdışında ülkemize laf getirmeyecek şekilde milliyetçi bir ruhla çalışmaktadır. Tırmıkçıdan şirketin patronuna kadar böyle bir anlayış vardır. O yüzden Türk müteahhitlerinin çok zor şartlar altında bile özverili çalıştığı projeler gördüm. Bununla da çok gurur duyuyoruz. Yeter ki birlik olalım, yurtdışında da birlik olalım. Yurtdışındaki işlerde de Türk firmalarıyla beraber gücümüzün yettiği kadar kendi aramızda kurduğumuz konsorsiyumlarla işler yapalım diye düşünüyorum.

YURTDIŞINA DAHA ÇOK İŞADAMI GİTMELİ

Hükümetimizin işadamlarını yurtdışına taşımasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuda hükümetimizin başarılarını tebrik ediyorum. Bugün Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL Bey ve Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN Bey yurtdışına gittiği zaman iş adamlarını da beraberinde götürüyor. Kimse yurtdışına gezmeye gitmiyor. Hükümetimizin işadamlarımızı yurtdışına taşıma amacı yurtdışında işler yapmak, fabrikalar açmaktır. Bizim ülkemizde maalesef bazı konular yanlış lanse ediliyor. Bence vatandaşlarımız da birçok konuyu yanlış anlıyor. Bir iş adamı dendiği zaman insanların aklında hep kötü bir profil canlanıyor. Biz ülke olarak hiçbir zaman çürük elmaları ayırt edemiyoruz. Bütün çürük elmaları aynı sepette düşünüyoruz. O yüzden ben şahsen yurtdışına giden işadamlarımızın yeterli olmadığını düşünüyorum. Bence yurtdışına daha çok iş adamı gitmelidir. Yurtdışına bir uçak kalkıyorsa iki uçak kalkmalıdır. Çünkü ne kadar çok iş adamı yurtdışına giderse ülkemizin o kadar ufku açılır. Biz şantiyelerimizde genellikle ‘Gidemediğin şantiye senin değildir’ sözünü çok söyleriz. Yurtdışına en az haftada bir gidilmesinin moral açısından da iyi olacağını düşünüyorum. Dış Ticaret Müsteşarımız Sayın Kürşat TÜZMEN Bey’in 14 günde bir Bulgaristan’a giderek ticaret hacimlerinin arttığını biliyorum. Yurtdışına gitmediğimiz zaman kimse bize ‘Gelin de ortak iş yapalım, ortak üretim yapalım’ demiyor. Özellikle global krizin yaşandığı bu zamanlarda bizim yurtdışında iş yapmaya çok ihtiyacımız var. Şu anda yurtdışında tekstilci bir arkadaşımız bir tane bile top satıyorsa, müteahhit arkadaşımız bir tane bile bina yapıyorsa bu çalışmaların ülkemize değer kazandırdığını düşünmek gerekir.

UYARI: YUKARIDAKİ RÖPORTAJ SADECE MEDYA ÇALIŞMASIDIR. ERCİYES GRUP OLARAK BU ŞİRKETLE HİÇBİR TİCARİ BAĞIMIZ YOKTUR.