Erciyes Grup
Milli projeler için milli politika şart
Malamira İnşaat Genel Koordinatörü Servet Üst, milli projelerde milli politikalar belirlenerek bundan sonraki yatırımlarda bürokratik işlemlerin azaltılmasını ve liyakatli insanların hak ettikleri etkin görevlere atanmaları gerektiğini söyledi.
MEHMET SAFA CANAT - HASAN CANAT / İSTANBUL

Malamira İnşaat'ın isminin firma kurucularının Silvan'ın ileri gelen aşiretlerinden olan Malamira ailesinin isminden geldiğini anlatan Servet Üst, "Ben aslen Rizeliyim. 1952 Ardahan Göle doğumluyum. İlkokul ve ortaokul eğitimimi memleketim Göle'de, lise eğitimimi Kars'ta tamamladım. 1975 yılında Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi'nden makine mühendisi olarak mezun oldum. Mezun olduktan sonra Sanayi Bakanlığı'nda uzman yardımcısı olarak çalışmaya başladım. 1976 yılında Türkiye Çimento Sanayi Genel Müdürlüğü (ÇİTOSAN) Kars Çimento Fabrikası'na tayin edildim. 1989 yılına kadar çimento sektöründe, daha sonra 3 yıl gübre sektöründe çalıştım. 1992 yılında elektrik enerjisi sektörüne geçtim. Ankara Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü yaptım. Daha sonra TEİAŞ Genel Müdür Muavinliği yaptım. Sonradan EÜAŞ Genel Müdür Muavinliği yaptım. 2009 yılında da emekli oldum. 2009 yılında emekli olunca 2005 yılında kurulan Malamira İnşaat'ta fahri olarak görev yapmaya başladım. Malamira firması genellikle inşaat, enerji ve madencilik konusunda faaliyet göstermektedir. Ayrıca şirket bünyesinde Önkara İnşaat, Mam Enerji, Maya Enerji ve Roleda Makine şirketleri bulunmaktadır. Malamira İnşaat ilk olarak okul inşaatı ile taahhüt projelerine başladı. Diyarbakır Silvan Çevre Yolu, Ilısu Barajı HES ve Şırnak Barajı inşa ettiği belli başlı projelerdir. Şırnak Kavşaktepe Barajı, Adıyaman Şifrin HES, Diyarbakır-Siverek Yolu, Yozgat Gülistan Göleti Enjeksiyon İşleri, Ağrı Patnos Yolu, Ağrı Susak Yolu, Diyarbakır Silvan Şehir İçi Yolu, Mersin Silifke-Mut Devlet Karayolu ve Siirt Üniversitesi Altyapı İnşaatı devam eden belli başlı projelerimizdendir. Genellikle altyapı sektöründe faaliyet gösteriyoruz" dedi.

DOĞU'DA 'MİLLİ' GENÇLİK YETİŞMELİ

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne yapılan yatırımları değerlendiren Üst, "Öncelikle Doğu ve Güneydoğu'da hayvancılığı geliştirmek gerekiyor. Vatandaşın o bölgeden göç etmemesi sağlanmalıdır. Mesela merhum Necmettin Erbakan, Doğu ve Güneydoğu'da et, balık, şeker, yem ve çimento fabrikaları kurdu. Vatandaşlar kendi imkânlarıyla yetiştirdiği hayvanlarını devlete satıyordu. Sonraki yıllarda özelleştirmeler yapılınca Doğu ve Güneydoğu'da hayvancılığın önemi azaldı. Bilhassa Doğu ve Güneydoğu'da hayvancılık geliştirilmelidir ve organize sanayi bölgeleri açılmalıdır. Gençlere yönelik projeler yapılmalıdır. Ülkesine hizmet edebilecek gençleri devlet eliyle yetiştirmek gerekiyor. Bugün üniversitelerde, meslek odalarında ve sendikalarda her şeye muhalif olan insanlarla karşılaşıyorsak bunun sebebi gençleri yetiştiremediğimiz içindir. Ayrıca Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde GAP ve DAP projelerinin bitmesine müteakip bölgede organik tarım ve de seracılığın teşvik edilmesi gerekmektedir" diye konuştu.

DOĞALGAZ LOBİSİNE RAĞMEN, ENERJİ YATIRIMLARIMIZ!

DSİ'nin HES projeleri ilgili de önemli açıklamalar yapan Üst, "Biz uzun yıllardır enerji sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Enerji sektörünün yıllık yüzde 8 büyüme oranı var. Bu hızla devam ederse Türkiye, 2023 yılında 500 bin MW kurulu güce erişebilir. Çünkü şu anda 270 milyar KWH enerji tüketimi var. Ülkemizde 26 bin MW gücünde kurulu HES'ler var. Ülkemizin toplam 110 bin MW enerji gücüne erişecek HES'ler yapabilecek su kaynağı vardır. Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu Bey bunun farkındadır. Ama biraz önce de söylediğimiz gibi nitelikli insanlar yetiştirip, o insanları derneklerde ve barolarda etkin konumlara getiremezsek bu tür engellerle her zaman karşılaşırız. Çünkü onlar Türkiye'de enerji sektörünü engellemekten kazanç sağlıyorlar. Bunların hepsini yapan doğalgaz lobisidir. Çevrecilik adı altında faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin arkasında yabancı ülkeler var. Doğalgaz üreticileri yerli enerji üretimini elinden geldiğince engelliyor. Bizim ülke olarak Allah vergisi diyebileceğimiz doğal enerji sahalarımız var. Rüzgâr, su ve güneş panelleri ile enerji santralinizi kuruyorsunuz, santral çalışıyor, 6-7 yıl içerisinde borcunu ödüyor. Ondan sonra hep gelir kaynağı oluyor. Yani tamamen doğal bir enerji kaynağı oluyor. Biz ülke olarak 110 bin MW kurulu güce sahip HES'ler inşa ettiğimiz zaman ne ithal kömüre, ne de doğalgaza ihtiyacımız kalır. Elbette ki bunu yıllardır ülkemize kömür ve doğalgaz ihraç eden yabancı ülkeler istemez. Maalesef ülkemizde de dış güçlere hizmet edenler var. Bizim ülke olarak 2023 ve 2071 yıllarına kadar uygulanacak olan enerji politikamızı şimdiden belirlememiz gerekiyor. Enerji Bakanlığı'nın ve DSİ Genel Müdürlüğü'nün ortak komisyon çalışmaları yapıp bunu deklare ederek kanun çıkartılması ve milli bir politika izlenmesi gerekiyor. Bugün bir ÇED raporu çıkarmak için bir sürü bürokratik işlem yapılıyor. Bunu sadeleştirmezsek daha çok vakit kaybederiz. Devletimizin bürokratik işlemleri azaltması ve hızlı düzenlemesi gerekir. Liyakatli adamlar hak ettikleri etkin görevlere atanmalıdır. İşler ehline verilmelidir. Başkanlık sistemine bu yüzden karşı çıkanlar var. Görevini aksatan bir bürokratı başka bir göreve atadığınızda, o bürokrat mahkeme kararı ile tekrar eski görev yerine dönebiliyor. Başkanlık sisteminde görevini aksatan bürokratların bütün atama sorumluluğu başkana aittir. Milli projeler için milli politikalar geliştirmeliyiz ki, bundan sonra göreve gelecek olan hükümetlerde daha önceden belirlenen milli politikaları uygulamalıdır. Mesela Amerika'da Obama da göreve geldiğinde, Bush da göreve geldiğinde, hepsi aynı devlet politikasını uyguladılar" dedi.

'FİYAT FARKI' VE 'AŞIRI DÜŞÜK TEKLİFLER' SORGULANMALI

Son zamanlarda döviz fiyatlarındaki aşırı artışlardan dolayı yüklenici firmaların büyük zarar ettiğini belirten Üst, "Şu anda binlerce şantiye kamu yatırımları kapsamında çalışıyor. Öncelikle kamu ihalelerine giren yüklenici firmaların piyasanın seyrine dair öngörü sahibi olması gerekiyor. Yüksek tenzilatlarla alınan ihalelerin hiç kimseye faydası yok. Devlet de bunun önlemini alacak. İhaleyi yapan kamu kuruluşu projenin maliyet analizini zaten yapmış. Misal, 100 liralık bir işin maliyet fiyatı en az 74 lira olarak belirlenmiş. İhalede buna karşılık 50 lira fiyat teklif eden olmuş. Kamu kuruluşu, '74 lira olarak belirlediğim bir işi nasıl 50 liraya yapacaksın?' diyebilmelidir. Yüksek tenzilat vermek devleti zor durumda bırakmak demektir. Buna karşı bir tedbir alınmazsa olmaz. Kamu kuruluşları yaptıkları ihaleleri sorgulayacak ve bürokratının arkasında da duracak. Doğal afet, terör ve dolar artışı gibi sebeplerden dolayı kaynaklanan bir fiyat farkı olmuşsa devlet bu fiyat farkını ödemelidir. Ancak yüklenici firmaların hatası varsa devlet fiyat farkını ödememelidir. İşini yapamayan firmalar derhal tasfiye edilmelidir. Yönetmelikler ve kanunlar da vicdani olmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.

UYARI: YUKARIDAKİ RÖPORTAJ SADECE MEDYA ÇALIŞMASIDIR. ERCİYES GRUP OLARAK BU ŞİRKETLE HİÇBİR TİCARİ BAĞIMIZ YOKTUR.