Erciyes Grup
Sağlık reformu büyük başarıdır
Sağlık reformunun hedefine ulaşmasındaki etkenlerini anlatan Paşabahçe Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Yavuz Baştuğ; "Buradaki en büyük etken Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Recep Akdağ ve Sağlık Bakanlığı'nda görev yapan bütün bürokratların dik durarak bu çerçevede il sağlık müdürlerinden başhekimlere kadar bu sağlıkta dönüşüme inanarak hizmet etmeleriydi" dedi.
MEHMET SAFA CANAT - HASAN CANAT / İSTANBUL

Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?

1970 Uşak doğumluyum. İlk, orta, lise öğrenimimi Uşak’ta tamamladıktan sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1992 yılında mezun oldum. Yaklaşık 7-8 yıl kadar pratisyen olarak Malatya, Kütahya ve İstanbul Üsküdar’da görev yaptıktan sonra Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde üroloji ihtisasımı yaptım. Uzmanlık sonrasında bir yıl kadar Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde çalışmaya devam ettim. Daha sonra 2005 yılında SSK’nın Sağlık Bakanlığı’na devri gerçekleşti. O dönemde Şişli Devlet Hastanesi’nde başhekim olarak 2 yıl görev yaptım. Son 2 yıldır da Paşabahçe Devlet Hastanesinde görevime devam etmekteyim.

BEYKOZ DEVLET HASTANESİ HASTANEMİZ İLE BİRLEŞTİ

Paşabahçe Devlet Hastanesi’nde göreve geldiğiniz günden bu yana neler yapıldı?

Paşabahçe Devlet Hastanesi, 1955 yılında kurulmuş olup İstanbul’daki en eski SSK hastanelerinden biridir. Yılların verdiği o yorgunluğu hala taşıyan bir hastanedir. Beykoz, 245 bin nüfusu olan bir ilçedir ve en yakın merkeze 10-15 km. uzaklığımız bulunmaktadır. Hasta nakillerinde problemler, sıkıntılar ve zorluklar oluyor. Beykoz, bundan dolayı kendi içinde bazı şeyleri bitirmesi, çözümlemesi gereken bir ilçedir. Bütün projelerimizi ve çalışmalarımızı bu yönde yaptık. Acil servis yükü çok fazlaydı ve personel yetersizliğinden dolayı uzmanlık gerektiren bazı hastaların nakli gerekiyordu. Deyim yerindeyse 112 bize dolmuş hizmeti sunuyordu. Bu arada bir gelişme daha oldu. 1 Ağustos 2009 tarihi itibarı ile Beykoz Devlet Hastanesi (Tepeüstü Ek Hizmet Binası) bize bağlandı. Bakanlığın tasarrufu ile iki hastane birleştirildi. Gerek personel, gerek aletler, gerekse mekan daha iyi bir şekilde kullanılabilir hale geldi. 2 yıl önce Beykoz Devlet Hastanesi tadilata girince personelinin çoğunu bize geçici görevle aktardılar. Hekim sayısında artış olunca acil servis hizmetini hangi branşlarda verebiliriz diye çalışmalar başlattık. Beykoz’un öncelikli talebi mesai saati sonrasında belli uzmanlara ulaşabilmekti. Önceliğimiz de bu oldu. Hekimlerimizin sayısı elverdiği sürece dahiliye, kadın doğum, çocuk, genel cerrahi, anestezi ve ortopedi gibi belli branşlarda nöbet uygulamasına geçtik. Günlük hasta rakamı olarak acil bölümümüz 300-400’lerden 800-900’lere çıktı. Acil servisin bitmemiş bazı sıkıntıları vardı. SSK‘dan beri devam eden teslimi yapılamamış poliklinik ve acil servisin inşaat ihalesi yapılmış fakat uzun süredir teslim edilememişti. Uzun uğraşlar sonunda binanın teslimini aldık. Fakat acil servisin önünde oldukça büyük ve bitmemiş bir alan vardı. Kendi imkanlarımızla ve bağışçılar bularak o kısmın oldukça modern bir şekilde inşaatını tamamladık. Şu anda acil servisimizi 1500 m² olarak büyük bir fiziki alana sahip modern bir hale getirdik. Acil serviste triaj denilen bir uygulama başlattık. Bütün dünyada uygulanan bu sistemle hastaların aciliyet durumlarını ayırıyoruz. Türkiye’de de triaj sistemi yeni yeni uygulanan bir sistemdir. Diğer hastanelerden ve Sağlık Bakanlığı’ndan bu uygulamayı incelemek için hastanemize gelenler oluyor. Dolayısı ile bu konuda çok iddialıyız. Hakikaten acil servisi hem işlevsel hem de fiziki olarak oldukça iyi hale getirdik. Çocuk hekimi en büyük ihtiyacımızdı. Branş nöbetleri konulunca ihtiyaç giderildi. En basiti apandisit, burada yapılabilecekken sevk ediyorduk. Artık burada halledilebilir, biter hale geldi. Biz burada biter hale getirdiğimiz için yakın çevredeki eğitim ve araştırma hastanelerinin de yükünü azaltmış oluyoruz. Yoğun bakım ihtiyacımız vardı. Bütün Türkiye ve İstanbul’un ihtiyacı olan bir yoğun bakım ihtiyacını burada nasıl yapabiliriz diye düşündük. Yine SSK döneminde inşası başlamış olan bir yoğun bakım ünitesi alanı vardı. Bu alanın eksikliklerini giderip 9 yataklı anestezi yoğun bakımımızı açtık. Şimdi Göztepe’den ve Numune’den hasta kabul eder duruma geldik. Tabiî ki bu da imkanlar dahilinde oldu. Hizmet hastaneleri içerisinde şu anda İstanbul’da iki tane hastane gerçek anlamda yoğun bakım hizmeti verebiliyor. Bu hastanelerden bir tanesi de Paşabahçe Devlet Hastanesi’dir.

HASTANEMİZDEKİ BİRÇOK SİSTEMİ YENİLEDİK

Hasta kayıtlarının bilgisayar ortamında aktarılması gibi teknolojik olarak neler yapılıyor?

Önceki dönemlerde çoğu şey manuel olarak ilerliyordu. Biz buraya geldiğimizde burada da otomasyon sistemi kullanılıyordu. Fakat SSK döneminden beri devam eden bir sistemdi. O otomasyonlarda çeşitli sıkıntılarımız vardı. Biz hem otomasyon firmasını değiştirdik, hem de alt yapı ile ilgili sıkıntılarımız olduğu için serverlar, bilgisayarlar, donanımlar aldık ve yeniledik. Poliklinik odalarının üzerine LCD ekranlar koyduk. Hastalar sıra beklerken oturarak bekleyip numaraları yandığında içeri giriyorlar. Daha modern şartlarda onların bekleme alanlarını yeniledik. Önceden gece saat 03:00-04:00 gibi gelip sıra bekleyen hastalarımız vardı. Bunlarla ilgili de bütün İstanbul’da olduğu gibi randevu sistemine geçtik. Telefon ve internet sayfasından randevu alınabilir hale getirdik. Hekim seçme logomuzu aldık. İdari kısmı binanın üst katlarına taşıdık. Ana koridora 24 tane yeni poliklinik odası kazandırdık. Eforlu EKG, Eko, Kemik yoğunluğu, MR ve BT hastanemizde yoktu. Bunları da özel şirketlerden hizmet alımı yolu ile kazandık.

2011 YILINDA ÖRNEK HASTANE OLACAĞIZ

Paşabahçe Devlet Hastanesi olarak yeni hedefleriniz ve istekleriniz nelerdir?

Yeni yapılanmada Dünya Bankası desteği ile İSMEP projesi İstanbul’da uygulanıyor. Biz de bu kapsamda İstanbul İl Özel İdaresi’nin bu dönemki programında yer alıyoruz. 2010 yılının başında yeni ihale muhtemelen sonuçlanacak. SSK döneminde güçlendirilmemiş, bakımı yapılmamış 5 tane bloğumuz var Oldukça kötü ve eski, koğuş sistemi olan blokların tadilatını yapacağız. Hem deprem güçlendirme hem de iç revizyon olarak bunu yapacağız. İç odalarımızı Tepeüstü’ndeki gibi 1 ve 2 kişilik odalara çevireceğiz. Oldukça modern bir anjio salonu yapıp burada da koroner hastalarını tedavi edebilir hale gelmek istiyoruz. Yeni doğan yoğun bakım planlıyoruz. Ameliyathanemizi 11 odalı hale getirerek oldukça modernleştireceğiz. Yine modern bir doğumhaneye kavuşacağız. Şu anda EMG cihazı alımını yaptık ve 2 hafta içerisinde çalıştırmaya başlayacağız. Ürolojide prostat biyopsisinde sıkıntımız vardı. Alet alımını tamamladık, kasım ayı içerisinde biyopsi işlemine başlayacağız. Personel ile ilgili gerek Sağlık Bakanlığı’ndan gerekse İstanbul İl Sağlık Müdürümüz Doç. Dr. Ali İhsan Dokucu Bey’den destekler görüyoruz. Onların desteği ile bu saydığımız üniteleri işlevsel bir hale getirebiliriz düşüncesindeyim. Tepeüstü Ek Hizmet Binası’nı fizik tedavi, ortopedi, ve beyin cerrahi olarak çalıştırmak istiyoruz. Tepeüstü’nde Fizik tedavinin iki ayrı bölüm halinde birimi vardı. Fakat rehabilitasyon dediğimiz yani felçli veya ameliyat sonrası hastalara hitap edecek bir solonu yoktu. Yakın zamanda rehabilitasyon salonunu tamamlayıp halkımızın hizmetine sunacağız.

Sağlık reformunun hedeflerine ulaşmasındaki etkenlerden bahseder misiniz?

Buradaki en büyük etken Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey, Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Recep Akdağ Bey ve Sağlık Bakanlığı’nda görev yapan bütün bürokratların dik durarak bu çerçevede il sağlık müdürlerinden başhekimlere kadar bu sağlıkta dönüşüme inanarak hizmet etmeleriydi. Böyle olunca olumsuz düşünenlerin de işin sonunu gördüklerinde ‘İyi ki böyle olmuş’ dediklerini düşünüyorum. Türkiye’de biz bunların çok zor yapılabileceğini düşünüyorduk. Zor olur dediğimiz şeyler kısa zaman içerisinde gerçekleşti. Halkın da beklentisinin gerçekleştiğini görmeleri ile büyük destek gördü.

DEVLET HASTANELERİ İLE ÖZEL HASTANELER AYNI SEVİYEDE

Özel hastaneler ile devlet hastaneleri arasındaki fark nedir?

Özel hastaneler bizim önümüzü açtı. Önde ulaşılabilecek bir model oldu. Bizim kafamızda ‘Devlet genelde hantal yürür, özel hastaneler özel olduğu için öyle gider’ mantığı vardı. Öyle olmadığını sağlıkta dönüşüm programı ile gördük. Demek ki özel hastanelerdeki mantaliteyi devlete de yerleştirebiliyormuşuz. Bu kapsamda bütün hastanelerde modern doğumhaneler, ameliyathaneler, randevu sistemleri, tek kişilik odalar, hostes hizmetleri gibi reformlar yapıldı. Bizim hastanemizde de hosteslik hizmetleri yapılıyor. Herkese yönlendirme yapılıyor. Özellikle belli bir yaşın üzerindekilere ve engellilere hosteslerimiz hastane içindeki bütün işlemlerini bitirip çıkana kadar eşlik ediyorlar. Her iki ya da üç polikliniğin önünde bir sekreterimiz var. Şimdiki otomasyon sisteminde hastalara akıllı mikro çipli kartlar verilecek. Hastalarımız hastanemize geldiğinde daha önce hastanemizde yapılmış olan işlemler çipin içerisinde kaydedilmiş halde olacak. Sekretere dahi gitmeden direkt olarak doktorun kapısındaki cihazdan kartı geçirdiği anda sıraya girmiş olacak. Hekim önündeki sistemde hastanın daha önceden hangi ilaçları kullandığını ve ne gibi rahatsızlıklar geçirdiğini görecek. Özel hastaneler önümüzü açtı ama biz de özel hastanelerin seviyesine ulaşmanın zor olmadığını gördük.

BEYKOZ’A DAHA İYİ SAĞLIK HİZMETİ VERECEĞİZ

Son olarak Beykoz halkına söylemek istersiniz?

Beykoz olarak bir yıl kadar çile çekeceğiz belki ama sonunda refaha kavuşacağız. Bu süreçte bütün kamuoyunun rahat olmasını istiyoruz. Kamuda bir bütünlük vardır. Devlet hizmeti her zaman bir bütündür. Dolayısı ile biz en iyi hizmeti vermek için buradayız. Tadilat süresince farklı şeyler konuşulacaktır. Tepeüstü Ek Hizmet Binası inşa edilirken ‘Otel yapılacak, özel sektöre satılacak’ gibi söylentiler çıkmıştı. Bunların aslının olmadığı görüldü. Halkımızın gönlü rahat olsun. Bu tür tadilat ve iyileştirmeler yapılacak ki sağlık hizmeti anlamında Beykoz’a daha iyi hizmet verebilelim.